Nasıl oluyor da aynı annenin ve babanın yetiştirdiği çocuklar bu kadar birbirlerinden farklı olabiliyorlar. İşte her insana verilmiş bir mizaç vardır. Ve her insanın tek tek ihtiyacını bilen ve ihtiyacını gideren yaratıcı, kimin nasıl bir kardeşe ve nasıl bir anneye ihtiyacı olduğunu bilendir. Bir insan cimri bir mizaca sahipse, mutlaka birinci derece akrabalarının içinde para harcamayı seven birisi vardır. Bu ikisi birbirlerinin imtihanıdırlar ve aynı zamanda iki tarafında aşırıya gitmemesi için aslında bir otokontrol mekanizmasıdırlar.

Bu imtihana tahammül edemeyen ve ret eden taraf, hayatının ileriki bir döneminde yine aynı konuda zıt mizacına sahip olan bir insan ile karşılaşır ve bu imtihanı daha da şiddetli bir şekilde bir daha yaşar.

Ne zaman ki insan bu kendindeki aşırılığının farkına varıp, kendini değiştirmeye başlarsa ve bu imtihanı geçmeye çalışırsa, işte o zaman bu sorun hayatından çıkmış olur. Şöyle bir hayatınızdaki olayları düşünün. Şu soruları hiç kendinize sorduğunuz oldu mu? 

 

Neden hep aynı şeyler beni buluyor?

Neden hep aynı tip insanlarla karşılaşıyorum?

Filan kişiyi kınadığım için mi oğlumda böyle oldu?

Amcasının şu huyunu hiç sevmem, amcasına mı çekmiş?

 

Olayı biraz örneklendirelim: Olumsuz yönlerimizi veya sürekli çevremizden olumsuz eleştiri aldığımız bir özelliğimizi düşünelim:

 

Örneğin, evde vakit geçirmeyi seven, çok kalabalıkları sevmeyen bir sol mizaç özelliğine sahip olduğumuzu düşünelim. Bu mizaç bir müddet sonra karaktere işlenir. Bu kişinin annesi veya babası da tam tersi gezmeyi çok seven sosyal birisi olur. Özellikle ergenlik dönemlerinde bu sürekli çatışmalara yol açar. Biri gezmek eğlenmek isterken, diğeri

evde kitap okuyarak mutlu olur. Fakat ikisi de bu konuda birbirlerini anlamazlar. Aslında iki tarafta iyi niyetli düşünür. Gezmeyi seven sağ loblu anne, kızının da dışarıya çıkıp gezerek mutlu olmasını ister, sol loblu kızı ise ihtiyacının dışında para harcamayı ve kalabalık ortamda zaman öldürmeyi gereksiz olarak görür. Sol loblu kız sadece bir şeye ihtiyacı olunca, gezmeyi tercih ederken, sağ loblu anne gezmeyi keyif olarak görür ve her gün gezse bile yorgunluk hissetmez. Şimdi bu iki karakter sürekli tartışırlarsa, ikisi de birbirlerini anlamak yerine, bir orta yol bulmak yerine karşı tarafı sürekli suçlayarak bu imtihanı ret ederlerse, işte o zaman ikisi de yine hayatlarında bu konuda zıt karakterli insanlar ile karşılaşacaklardır. Ve bu kişi tam da o özellik konusunda daha da aşırıda olacaktır.

 

Diyelim ki anneniz ile bu konuda sıkıntı yaşıyorsunuz ve dengeye gelmeyi reddediyorsunuz. Ne olacak? Ergenlik çağınızı muhtemelen çoğu zaman bu konuda tartışarak geçireceksiniz ve zıtlaşarak bu konuda daha da aşırıya doğru gideceksiniz. Bir müddet sonra evleneceksiniz ve bu sorundan kurtulduğunuzu düşüneceksiniz.  Fakat % 90 garanti verebilirim ki ya eşiniz, ya da çocuğunuz gezme konusunda anneniz x 2 bir aşırılığa sahip olacaktır. J

 

Peki, ne yapmalı?

Bu konuda dengeye gelinmeli. Anne ihtiyacı olduğu zaman alışverişe gitmeyi ve bunu her iki günde bir değil de, örneğin iki haftada bir kere yapmayı öğrenmeli. Kız da iki haftada bir annesi ile dışarıya çıkmayı ve bundan keyif almayı öğrenmeli. Ortada aşırılık olmadığı zaman, sorunda kalmaz.

 

Büyüklerimiz boşuna “Yılanın başını küçükken ezeceksin” dememişler.

Bir sorunu çözmekten kaçındığınız zaman, sorun büyüyerek yine hayatınıza girecektir…

 

Hayatımızda birçok yasa ve mekanizma vardır. Bazıları somut bazıları soyuttur. İnsanlık bazılarının bilgisine sahipken, bazılarının da varlığını bilir fakat açıklayamaz. Çevrenize baktığınızda, birçok mekanizmayı çeşitli insan ilişkilerinde göreceksiniz.

 

Örneğin, bir yer çekim kuvveti yasası gözlen görülebilir bir mekanizma değil, fakat bir elmanın düşmesi ile bu ilim insanlığa verilmiş, en azından bizlere öyle anlatılıyor.

 

İşte ilişkilerde ve karakter oluşumunda da böyle soyut yasalar ve mekanizmalar vardır.

Bazılarını açıklayabiliriz, bazılarına bir anlam veremeyiz, fakat böyle bir mekanizmanın işlediğini görürüz.

 

 

·         Gülme komşuna gelir başına

 

·         Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.

 

·         Hayatımızın yarısı kınamakla, yarısı da kınadıklarımızı yaşamakla geçiyor.


·         Erken kalkan yol alır

Vs.vs.

Hayatınızda bu sözlerin gerçekten işlediğini gözlemlemişsinizdir.

 Serap Meryem (İnsanları Okuma Sanatı Kitabı)

Yorum Yap